Tanrı Bir Araba Olsaydı

alıcı : merhaba, gazetede reklamını yaptığınız hafta sonuna özel indirimli 2. el honda prius’u görmek için geldim. merak ediyordum da acaba…
satıcı : “ikinci el”
alıcı : pardon?
satıcı : bayan, lütfen.. arabaya “ikinci el” deyin, “kullanılmış” değil. saygısızlık etmeyin.
alıcı : pekâlâ, öyle olsun. hmm, acaba arabaya bir bakabilir miyim?
satıcı : elbette bakabilirsiniz. oturmaz mısınız?
alıcı : üzgünüm ama hiç vaktim yok, eğer arabayı gösterirseniz satın a…
satıcı : neyi ima etmeye çalışıyorsunuz? benim honda prius’a sahip olmadığımı mı söylemeye çalışıyorsunuz?
alıcı : ne? tabii ki hayır. sadece almadan önce bir test sürüşüne çıkmak…
satıcı : (masanın üzerine kitap ve kağıtlar koyar)
alıcı : bunlar da ne böyle?
satıcı : arabanın var olduğuna dair tarihi kanıtlar.
alıcı : vergi formları, garanti belgesi, kullanım kulavuzu… evet, burada araba hakkında bayağı bir bilgi var.
satıcı : 15.000 dolar rica edeyim o zaman.
alıcı : neee? ben böyle bir anlaşma yapmadım! hem daha arabayı görmedim bile!
satıcı : yine başladık… biraz inançlı olun bayan. bu aslında enim arabam, bunu biliyor muydunuz? bu arabayla çok yakın, özel bağlarım var. onun her şeyini, avucumun içi gibi biliyorum. hem ben buradan aşağı yukarı 15 km uzakta yaşıyorum. eğer honda prius’um olmasaydı, o zaman nasıl geldim ben buraya? hııı? bunu açıkla bakalım.
alıcı : pekiyi. yürümüş olabilirsin, bisiklete binmişsindir belki veya başka bir arabayla gelmişsindir. hatta otobüse bile binmiş olabilirsin. veya…
satıcı : saçmalık! bu dediklerine gerçekten inanıyor musun? hahahahahah açıkça belli ki buraya gelebilmenin tek yolu honda prius’tur.
alıcı : inanamıyorum! umrumda değil! sadece şu lanet olası arabayı göster! arabayı gözlerimle görmeden sana beş kuruş vermem.
yancı 1 : (aniden ortama dalar) hop hop hop bayan, sizden sesinizi alçaltmanızı isteyeceğim. insanlar buraya bakıyor. (satıcıya) jim ne oluyor burada?
satıcı : şu bayan hafta sonu indirimindeki “ikinci el” aracı görmek istiyor da.
yancı 1 : haaaa, şu 1976 model gümüş corvette olan, değil mi? iyi seçim bayan. klasik bir araba. onu çok seveceksiniz.
satıcı : sen ne saçmalıyorsun be? bir kere o 2007 model mavi honda prius.
yancı 1 : hahaha dalga mı geçiyorsun benimle? o taka bir zamanlar benimdi. sürüşünü, motorunun sesini bilirim ben onun. o arabayla çok yakın, özel bağlarım var benim.
yancı 2 : (bu da aniden dalar ortama) bu bağırış çağırış da ne yahu? neler oluyor burada?
yancı 1 : jim kalkmış bana hafta sonu indirimindeki “ikinci el” arabanın honda prius olduğunu söylüyor.
yancı 2 : e öyle zaten.
satıcı : haha naber yavrum?
yancı 2 : o kırmızı bir honda prius.
satıcı : bir dakika… ne? hayır. bir kere o kırmızı değil, mavi.
yancı 2 : hadi ama jim… alakası bile yok, o araba kırmızı.
satıcı : mavi!
yancı 2 : ispatla o zaman?!
satıcı : reklama bak işte. soğuk renk (cool) diyor. mavi soğuk bir renk olarak kabul edilir, kırmızıysa sıcak renkler grubuna girer.
yancı 2 : hayır, hayır, hayır. reklamı yanlış yorumluyorsun. soğuk kelimesi o anlamında kullanılmamış. reklamdaki soğuk (cool) kelimesi son moda anlamında. yani bilirsin işte, kırmızı (cool) trend bir renktir.
alıcı : bakar mısınız? eğer birlikte dışarı çıkıp arabaya bir bakabilirsek, bu sorunu anında halledebiliriz.
yancı 2 : bunun problemi ne?
satıcı : arabanın varolduğuna inanmıyor.
koro : hahahahahaha
yancı 1 : aptal kadın.
satıcı : ona bakarsan, sen de arabanın olmadığını ispatlayamazsın?
yancı 1 : hakikaten ya, senin arabanın var olmadığına dair inancının doğru olduğunu ispatlayan kanıt nerde?
alıcı : bir kere daha hiçbiriniz bana bu arabayı gösteremediniz. eğer satacak bir arabanız olsaydı, şimdiye kadar görmüş olurdum.
satıcı : hop hop hop, dur bakalım orada. sana o kadar tarihi kanıt gösterdim. şu kağıtlara bir bak. sana bir de bu arabayla tecrübeleri olan bir sürü tanık gösterdim.
alıcı : evet, arabayla tecrübeleri var. ama daha hangi renk olduğu konusunda bile anlaşamıyorlar. hatta onu da geçtim, ne tür bir araba olduğu konusunda dahi ortak bir fikirleri yok. ve şimdi, bu kağıtlara biraz yakından bakıyorum da, birkaç farklı arabaya ait oldukları görülüyor.
satıcı : yani sen şimdi bu önemli satın almama kararını birkaç küçük anlaşmazlık yüzünden mi veriyorsun? araba satın almak büyük bir karardır.
alıcı : arabayı gösteriyor musun, göstermiyor musun?
satıcı : arabanın bende olduğuna içtenlikle inan, bana 15.000 doları öde, belki bir gün araba kendisini sana gösterir.
alıcı : tamam, yeterince dinledim. zamanımı boşa harcadığınız için teşekkür ederim. sizden bana araba göstermenizi istedim ama sizin tek yaptığınız şey belgeleri göstermek. iyi günler…
satıcı : bayan bakın, bu acı ama gerçek. eğer arabanın bende olduğuna inanmazsanız, bir gün acımasızca işkence göreceksiniz ve o 15.000 papeli bana vermediğinize pişman olacaksınız. seçim sizin.
alıcı : neee? beni soyuyor musun?
satıcı : bu bir sorgun değil. dediğim gibi bu meselede seçim hakkın var.
alıcı : sen buna seçim mi diyorsun? bu seçim değil, düpedüz gasp.
satıcı : adını ne istiyorsan koy ama eğer arabaya inanmazsan, ortadaki tek suçlu kişi sensin.

teistler : eğer bu adamlardan niye bir araba almayacağımı anlayabilirseniz, o zaman sizden niye tanrı satın almayacağımı da anlayabilirsiniz.

bu arada, honda prius diye bir şey yok.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s