Türkiye İçin Tek Çare Dini Eğitim

milli gazete’nin ebeveyn cinayetleri olarak kategorize ettiği cinayetlerin önüne geçmek için gerekli gördüğü eğitim modeli.

sözüme inanmayanlar kontrol edebilirler, http://www.milligazete.com.tr/haber/71446 adresinde tek çare dini eğitim başlığını atan onlar, ben değilim. bir başka deyişle, kimsenin sözlerini avasas gibi çarpıtmıyorum!*

oraya gitmeye üşenenler için haberi alıntılayayım:

— spoiler —

karıncayı bile incitmekten korkan ecdadımızla övündüğümüz günlerden, annesini bile kesecek kadar vahşileşen nesillerin haberlerini okuduğumuz günlere geldik! vahşi kapitalizm, gelir dağılımındaki adaletsizlik, manevi ve ahlaki yıkım, din eğitimi eksikliği gibi olumsuzluklar, türkiye’yi bir sosyal patlamaya doğru sürüklüyor!

— spoiler —

muhteşem bir giriş. ileride yapılacak demagoji için muhteşem bir başlangıç.
tamam vahşi kapitalizmin herşeyin suçlusu olduğunu kabul ederiz, kültürel dejenerasyonu da kabul ederiz, ama din eğitimi eksikliği nedir yahu?
gelir dağılımındaki adaletsizlik olmasa, herkes eşit, kaliteli ve ücretsiz eğitim alabilse ama din eğitimi olmasa, yine de sosyal patlamaya doğru sürüklenir miydik?
hadi canım!

— spoiler —

türkiye, politik gündemin geriliminden yakınırken, geçtiğimiz hafta tüm kamuoyunun tüylerini ürperten aile içi cinnet vakaları gündemi sarstı. sadece 1 hafta içerisinde meydana gelen olaylar arasındaki benzerlikler, tuhaflıklar, insanın kanını donduran ayrıntılar, “nereye gidiyoruz?”, “bize ne oluyor?”, “bu kadar mı vahşi çocuklar yetiştiriyoruz?” sorularına ve okullarda verilen eğitimin sorgulanmasına neden oldu. son günlerde medyaya yansıyan vahşi cinayet haberleri, allah (cc) korkusundan yoksun, tüm değerlerini kaybetmiş, yüksek öğrenim görmüş ancak manevi moralitelerini kaybetmiş bir gençliğin içinde bulunduğu acı duruma işaret ediyor. yıllardır, din eğitiminin eksikliğinden, çocuklardaki ahlaki ve manevi dejenerasyondan, imam hatiplerin kapısına kilit vurulmasından, inandığı şekilde giyinerek okumasına izin verilmeyen genç kızlardan bahsediliyor. beşeri bilimlerin yanı sıra moral değerleri yükseltecek, çocukların içine allah (cc) korkusu ve sevgisi aşılayacak, felsefi ve ahlaki derinliği artıracak dini eğitime ve sosyal bilimlere de öncelik verilmesi gerektiği ifade ediliyor. psikologlar genellikle, aile içi şiddet ve geçimsizliğin, anne ya da baba yoksunluğu ve parçalanmış, sağlıklı olmayan aile yapısının, çocuklarda saldırgan davranışlara neden olabileceğini vurguluyor.

— spoiler —

yazının iki yerinde de allah korkusu vurgulanıyor. ve daha da kötüsü, bir önceki paragrafta vahşi kapitalizm ve adaletsizliklerinden bahsedilirken, bir sonraki paragrafta unutuyorlar bu nedenleri. sadece içinde allah korkusu olmadan yetişen bireylerin nasıl da yozlaştığını anlatmaya veriyorlar kendilerini.
söyler misiniz, korku ile beslenen ahlaktan ne bekleyebiliriz?

psikologların açıklamasını tek cümleyle sınırlayan milli gazete, haberin devamında cinayetleri listeliyor.
alıntılamıyorum o kısmı, isteyen hatırlamak üzere tekrar arşivleri karıştırabilir veya yukarıdaki linki okuyabilir.
ve okursa görecektir ki, parçalanmış aile yapısı iki örnekte görülüyor!

sonra sakarya üniversitesi sosyal güvenlik ana bilim dalı başkanı prof. dr. ali seyyar’ın bu konudaki açıklamasına yer veriliyor.
ön bilgi mahiyetinde, kendisinin özürlülere adanmış sosyal politika yazıları başlığında alıntılanan yazısını okuyabilirsiniz.

— spoiler —

çözüm, manevi eğitimde!
manevî insan modeline dayanan bir eğitim sistemine ihtiyaç vardır. insanın manevî kaynaklara sahip olduğu temelinden hareketle, en şerefli yaratık olduğu bu model çerçevesinde ruh ve nefis arasındaki ilişki, nefis terbiyesi, nefisle mücadelede ve manevî tekâmülde bireysel yöntemler anlatılmalıdır. kişilerin başta ruh olmak üzere kalp, vicdan, akıl ve irade gibi manevî haslet ve kaynakları ele alan, hem manen hem de maddeten insanın saadetini ve huzurunu temin etmeye çalışan sosyal hizmet uygulamalarına ihtiyaç vardır.

— spoiler —

bu paragrafın neresini alsam, neresinden tutsam.
manevi insan modeli = insanın en şerefli yaratık olduğu model!
yani ne diyeyim kardeşim, sizin anladığınız şekilde manevi insan modeline uyamadığım için çok üzüldüm, kendimi en şerefli yaratık olarak göremeyeceğimi anladığım için özellikle de…

— spoiler —

son 1 haftada “cinnet” diye adlandirilan 3-4 tipik vaka yaşadik. genelde kadin ve genç kizlarin başrolde olduğu vahşi “anne” cinayetlerinde tüm suç bireysel mi?

cinnet geçiren bir kişi, eline geçen bıçakla veya tabancayla etrafındaki insanları rast gele öldürür veya en yakın akrabası dahî olsa belirli kişilere duydukları nefret ve kinin bir tezahürü olarak, onları öldürmek sûretiyle intikam duygularını tatmin etmek isterler. cinnet, bu yönüyle kontrol altında tutulamayan bütün olumsuz duyguların bir anda gün ışığına çıkması ile kendisi göstermekle beraber haddizatında insan ilişkilerinde yaşanan sorunlu bir sürecin kaçınılmaz bir sonucudur. cinsiyetten bağımsız olarak ortaya çıkabilen cinnet olaylarının aktörleri, genelde kin, ihtiras, haset, kıskançlık gibi iç dünyalarında besledikleri olumsuz duygulardan dolayı fıtrî ve ahlâkî sapma içindedirler. yaratılış gayesinden uzaklaşan böyle tiplerin bencil ve egoist yönleri ağır basacağından dış yansımaları açısından anti-sosyal tutum ve davranış sergilerler.

— spoiler —

sosyal güvenlik anabilim dalı nedir, ne ile ilgilenir, anlayabilmiş değilim. yani en azından bu anabilim dalı’nın başkanı olan prof. ali seyyar’ın yazdıklarına bakarak anlayamadım.

bir uzman edayısla konuşan bu zat-ı muhteremin uzmanlık alanının sosyal güvenlik değil, ruhani güvenlik olduğundan şüphelenmedim değil! “yaratılış gayesinden uzaklaşan böyle tipler” ne demektir yahu? nedir o gaye? kim bilir? nasıl bilir? nasıl uzaklaşılır?

misal, ben ateistim, hocama göre, tanrı’nın beni yaratma gayesinden uzaklaşmış mı oluyorum? yoksa tanrı’nın beni yaratmaktaki gayesi ateist olmam mıdır?

yani cinnet geçirip kimseyi doğramadım şimdiye kadar, kin besleyebilen biri değilim, önümüzdeki 100 boyunca kimseyi öldürmeyi planlamıyorum, hadi eskaza istemeden (trafik kazası vs. olur ha) öldürsem de bundan ölesiye pişmanlık duyarım.

hocam tarafından “yaratılış gayesinden uzaklaşan böyle tipler”e dahil edilecek olan ben ve benim gibi insanları şiddet eğilimli olarak nitelendirmek, yarın bu ülkede ateistleri akıl hastanelerine kapatmayı, öbür gün de kamplarda yok etmeyi istemeye bir adım uzaklıktadır.

— spoiler —

katillerin, eğitimli olmasını nasıl değerlendirmek gerekiyor?

hangi eğitimi almış olurlarsa olsunlar, refah seviyeleri ne olursa olsun böyle kişiler, netice itibariyle zihin, akıl, vicdan, mantık ve ruh dengelerini yitirdikleri için toplumsal bir tehlike oluştururlar. toplum olarak şefkat, sabır, sevgi ve hoşgörü gibi sosyal ve manevî dayanışmayı pekiştiren yaklaşımlar sergilemediğimiz müddetçe yerine rekabetten kaynaklanan çekemezlik, başarılan bir işten kendine pay çıkaramamanın verdiği sıkıntılar, ön plana çıkamamaktan kaynaklanan eziklikler, isteklerimizin gerçekleşmemesinden dolayı ortaya çıkan nefret ve yok etme duyguları hâkim olur. nefsi tahrik eden bu “şeytanî” duygular, kritik anlarda insanlık dışı eylemlere dönüşebilir. olumsuz duyguların ve kaotik ortamın oluşmasına zemin hazırlayan olguların başında pozitivist eğitim sistemi, sosyal sorumluluk görevini yerine getirmeyen yayın organları, maneviyattan ve geleneksel değerlerden uzak yaşayan modern ve çağdaş aile modeli gelmektedir.

— spoiler —

artık üzerinde uzun uzadıya düşünmek bile istemiyorum. prof. ali seyyar’ın bu olumsuz duygular ve kaotik ortamın oluşmasına zemin hazırlayan olgular arasında “modern ve çağdaş aile modeli” diye bir modelin adını zikretmesinin neye delalet ettiğine siz karar verin…

— spoiler —

sorunların kaynağını sadece ekonomi ve psikoloji ile açıklamak ne derece gerçekçi?

sürdürülebilir manevî tekâmül ana hedefinden uzak bir şekilde gerçekleşen toplumsal refah artışları, en büyük sosyal sermaye olan insan ilişkilerine ve dolayısıyla güven ortamına zarar verebilir. ideal maddî kalkınma, manevî değerlerin de korunduğu bir ortamda ancak gerçekleşebilir. tek taraflı ekonomik gelişme ve maddî refah, belki geçici bireysel mutluluklar getirebilir ancak manevî ihtiyaçlara cevap vermediği için, uzun vadede hem bireysel, hem de toplumsal huzursuzluklara sebebiyet verebilir. dolayısıyla cinnet olayları, ekonomik gelişmeden tamamen bağımsız bir olgudur ve daha çok insanî ve toplumsal zaafların bir tezahürüdür. cinnet olayları, klâsik psikolojik verilerle de açıklanamaz. pozitif bilimlere dayanan psikoloji, fizikî âlem ve varlıkların yanında kişilerin tutum ve davranışları üzerinde yoğunlaşıp, davranışların toplumsal normlara göre değiştirilmesini amaçlamaktadır. halbukî burada hem insanın manevî halleriyle, hem bunların toplumsal yapı üzerindeki etkileriyle, hem de sosyal hizmetler alanında manevî rehberlik görevini üstlenen bütüncül bir psikolojiye ihtiyaç vardır.

— spoiler —

hani vahşi kapitalizm suçluydu?
hani gelir dağılımındaki adaletsizlik sorundu?
hangi ara cinnet olayları “ekonomik gelişmeden tamamen bağımsız bir olgu” haline geldi?

herhalde milli gazete haber kadrosu, yazıyı yumuşatmak için yukarıda diğer nedenleri yazdı.
sürpriz yumurta gibi haber vallahi!

— spoiler —

dini motivasyon, manevi eğitim eksikliği ve değer kayıplarının giderilmesi, bu tür cinnet vakalarını azaltabilir mi?

özellikle sosyal bilimlerde ve sosyal mesleklerde manevî insan modeline dayanan bir eğitim sistemine ihtiyaç vardır. insanın manevî kaynaklara sahip olduğu temelinden hareketle insanın yaratan tarafından yaratılmış en şerefli yaratık olduğu bu model çerçevesinde ruh ve nefis arasındaki ilişki, nefis terbiyesi, nefisle mücadelede ve manevî tekâmülde bireysel yöntemler, nefis ve benlik (ene) arasındaki ilişkiler anlatılmalıdır. bu bağlamda kişilerin sosyal rehabilitasyonuna yönelik çalışmalar yapan sosyal hizmetler, yeni bir manevî paradigma yoluna girmelidir. kişilerin başta ruh olmak üzere kalp, vicdan, akıl ve irade gibi manevî haslet ve kaynakları ele alan, hem manen (ruhen), hem de maddeten insanın saadetini ve huzurunu temin etmeyi çalışan sosyal hizmet uygulamalarına ihtiyaç vardır. manevî rahatsızlıkları olan sosyal sorunlu kişilerin menavî rehabilitasyon yöntemleriyle güzel ahlâk sahibi olmaları sağlanmalı ve yeniden toplum hayatına kazandırılmalıdır. bu bağlamda din görevlilerinin ve ilahiyatçıların sosyal hizmet alanlarında aktif olarak görev almalarının toplumsal faydaları büyük olacaktır.

— spoiler —

hocamızın(!) neyse ki son sözleri bunlar, ve ben onlar hakkında hiçbir yorum yapmayacağım.
sonrasında gazete, ilyas tongüç’ün sözlerine yer veriyor, başka şeyler de yazıyor ama o yazıların kime ait olduğu belli değil.
istirham ediyorum, okuyun, neyse ki az kaldı!*

— spoiler —

agd genel başkanı ilyas tongüç: ebeveyn katilleri ürettiler!

toplumumuzun ahlaki değerlerin önemini yitirdiği şu dönemde maalesef gençlerimiz gayri meşru olan birçok hareketi kabullenmekte bir sakınca görmüyor. bir tek insanı bile kötülükten kurtarmak dünyanın en faziletli işidir. biz türkiye gemisinde birlikte yolculuk yapıyoruz. geminin altı delindiğinde hepimiz beraber batarız.
her biri birer ilim irfan yuvaları olan kur’an kursları ve imam hatiplerin kapılarına vurulan kilitler, gençlerimizin manevi boşluk içine girmesine yol açtı. 8 yıllık kesintisiz eğitim ve katsayı uygulamaları sonucu insanlığın hidayet kaynağını öğrenemeyen yeni nesil, milli ve manevi değerlerinden yoksun bir şekilde yetişmektedir. mevcut eğitim müfredatı çocuklarımızın ruhlarına hitap edememektedir.
bu yüzden okul bahçeleri başıboş işsiz güçsüz gençlerin barınağı, çetecilerin sığınağı ve uyuşturucu tacirlerinin cirit attığı mekanlar haline dönüşmüştür. elinden kitabı, kalbinden allah korkusu alınan gençliğimizin, bugün elinde içki şişeleri, uyuşturucu şırıngaları, kalplerinde ise kin ve nefret bulunmaktadır. gençlerimiz tıpkı serseri mayın gibi çevresine zarar vermektedir. miras yüzenden cami çıkışında babasını silahla vuranların, ebeveyn katili çocukların üremesi bunun bir neticesidir.

— spoiler —

evet neymiş uzun sözün özü : “8 yıllık kesintisiz eğitim ve katsayı uygulamaları sonucu insanlığın hidayet kaynağını öğrenemeyen yeni nesil, milli ve manevi değerlerinden yoksun bir şekilde yetişmektedir. mevcut eğitim müfredatı çocuklarımızın ruhlarına hitap edememektedir.”

şimdi farkettim 8 yıllık kesintisiz eğitimin birilerinin çarklarına çomak olduğunu.
tüh be!
şunu 15, yok yok 20 yıl mı yapsak?!

bundan sonrasında psikiyatrların yorumlarına geçmiş milli gazete.
çıkardıkları işten eminim kendilerinin de haberi yok, okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız :

— spoiler —

parçalanmış aile etkisi

geçtiğimiz hafta meydana gelen ankara ve konya’da iki kızın annelerini öldürmesi olayında en çok dikkat çeken şey, iki zanlı kızın ailesinin de parçalanmış aile olması. psikiyatrlar, parçalanmış ailelerin çocuklarında daha fazla psikolojik sorun gözlendiğini ifade ederek, yoğun çalışma hayatının ebeveynlerle çocuklar arasındaki iletişimi kısıtladığını, eşinden ayrılan kadınların da çocuklarına hem annelik hem de babalık yapmak durumunda kaldıkları için, bazen aşırı baskı uygulayabildiklerine dikkat çekiyor.

— spoiler —

nerde kaldı dini eğitim eksikliği?
yoksa kadın çalışmamalı, çocuk büyütmeli mi demeye çalışıyorlar?

toplumsal bir patoloji ile mi karşı karşıyayız?

insan bünyesindeki manevî hastalıklarla kişinin sosyal problemleri arasında her zaman bir paralellik kurulabilir. bu tarz sosyal patoloji, bireysel bir karakter taşısa da toplum içinde yaşayan manevî ve sosyal sorunlu fertlerin sayısı arttıkça süreç toplumsal patolojiye dönüşebilir.

işin aslı şu ki, kendileri bile ne yaptıklarını bilmiyorlar…

son sözü onlara bırakıyorum, tek ricam bunu yazan benmişim ve kastettiğim bu haberi yazanlarmış gibi okumanız, arada hiçbir fark yok çünkü! :

— spoiler —

toplumsal bir patoloji ile mi karşı karşıyayız?

insan bünyesindeki manevî hastalıklarla kişinin sosyal problemleri arasında her zaman bir paralellik kurulabilir. bu tarz sosyal patoloji, bireysel bir karakter taşısa da toplum içinde yaşayan manevî ve sosyal sorunlu fertlerin sayısı arttıkça süreç toplumsal patolojiye dönüşebilir.

— spoiler —

Not : Bu yazıyı yazdığım tarih olan 2008 yılı Mart Ayı’nda, ortada ne 4+4+4 vardı, ne de seçmeli ders adı altında zorla din dersi dayatması vardı. Okullar bir anda kendilerini İmam Hatip olarak bulmamış, öğrenci çekmek için ücretsiz servis hizmeti gibi destekler o okullara yapılmaya başlanmamıştı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s