Demokrasi İslam’a Hakarettir!

habervaktim ekibinden mustafa durdu isimli şahsın isyan çığlığı!

2008 yılında, şimdinin âkil adamı hayreddin karaman‘ın “müslümanlar gönüllü olarak laik bir düzen kurmaz” yazısını paylaşmıştım burada, incelemiş, tartışmıştık üzerinde. 5 yıl sonra dönüp baktığımızda aynı camianın bir adım ilerlemeden aynı şeyleri söylüyor olduğunu görmek, çok da şaşırtıcı olmasa gerek.

neyse, yazıya bakalım kısaca:

— alıntı
yaşadığımız asırda pek çok müslüman düşünür, entelektüel ve yazar büyük bir zihin bulanıklığı içerisinde olduğundan ve bilinç altlarında kalan islâmî düşünceyi göstermek, uygulamak ve eylemselleştirmede pasif davrandıkları gerçeğini gördüğümüz için herkesin bildiği veya bildiğini düşündüğümüz fakat ifşa etmeyi konjonktüre uygun görmediği ve böyle devam ettiği müddetçe zındıkanın modern bir hâlde dimağları kuşatacağı endişesinden hareketle bazı hakikatleri yeniden gür bir seda ile ifade etmemiz gerektiğini düşünüyorum.
burada demokrasinin kelime ve terim anlamlarını veya tarihsel gelişimi içinde aiol, ion ve dor medeniyetleri şeklinde inkişaf eden eski yunan kültür ve medeniyetinde demokrasinin nasıl ortaya çıktığını ve bu sistemin roma cumhuriyetinde ve akabinde kurulan ceneviz ve venedik cumhuriyetlerinde nasıl geliştiğinden bahsedecek değiliz.
— /alıntı

tamam, mustafa durdu’nun oturup sözlük açtığını – kimbilir belki nişanyansözlüktür – ve demokrasi üzerin birkaç satır okuduğunu anladık. bahsedecek değiliz dediği de, “kopyala/yapıştır yapacak materyalim bitti”nin kibarcası aslında. ve bu arada düşünürlerin, yazarların, entelektüellerin zihin bulanıklığı dönemde, durdu ve çevresinin kaya gibi sağlam olduğunu anlıyoruz bu iki paragrafta.

— alıntı
demokrasinin islâm dışı bir sistem olduğunu ve islâmî sistem ile bağdaşmayacağını bugün hâlâ tartışıyor olmamız, bizim buna yeterince ehemmiyet vermememizden ve özellikle de baskı ve şiddet dönemlerinde demokrasiyi bir kurtuluş aracı olarak görme gibi bir yanılgıya düşmemizden kaynaklanmaktadır. böyle bir hata yapmamız neticesinde demokrasinin, islâmî düşünceyi benimsemiş insanları nasıl tahrif ettiğini de açık bir şekilde müşahede edebiliyoruz.
—/alıntı

bu kısmı yazıda vurgulamış, ben de ayrı bir alıntı olarak aldım. “baskı ve şiddet dönemlerinde demokrasiyi bir kurtuluş” olarak kullanan müslüman kardeşlerimizin bir yanılgıya düştüklerine işaret edilmesi, hayrettin karaman’ın imâ ettiğinden çok da farklı değil sanki?
demokrasinin ve getirdiği özgürlük ortamının islâmi düşünceyi benimsemiş insanları nasıl tahrif ettiğini anlayamadım ben. herkesin istediği gibi, inandığı şekilde yaşama özgürlüğüne sahip olması, inanç üzerinde nasıl bir etkiye sahip?

alıntı
yukarıda belirttiğim gibi islâmî sistemi benimsediği hâlde demokrasinin olanaklarını islâmî hizmete verdiği faydadan etkilenerek demokrasi taraftarı olan veya hiç değilse demokrasiyi beyhude yere islâmî sistemde arayan yahut demokrasiyi bir araç olarak gördüğü hâlde zamanla onun en büyük savunucusu durumuna gelen düşünür ve yazarlar, farkında olarak veya olmayarak islâmî düşünce yöntemini tahrif ediyorlar.
islâm’ın kendisi nasıl ki fıtrî bir sistem, temiz bir nizam ise yöntemlerinin de temiz ve fıtrî olması zaruridir. buna göre islâmî düşünce sistemi nasıl ki allah ve rasûlü’nün emirleri doğrultusunda şekilleniyorsa yöntemin yani metodolojinin de islâmî düşünceye uygun bir şekilde olması icap eder. yöntem ile düşünceyi birbirinden ayıramayız. hatta yöntem de islâmî düşüncenin bizzat kendisi gibi önemli ve saygındır. buna göre demokrasi dini tıpkı diğer sapkın dinler gibi araç, vasıta dahi yapılamaz. bu durum, takiyye yönteminden daha şiddetli bir tahrifattır.
—/alıntı

kilisenin iktidardan elini çekmesiyle hristiyan dünyası’nda yaşanan özgürleşme sürecinin islam dünyası’nda da yaşanmasından duyulan korku değil de nedir bu cümleler?
dinin sadece ibadethanelerde ve bireyin kendi içinde kalması gerektiği yaklaşımı bu insanlara, bu çevreye neler kaybettirecek? çok merak ediyorum, gerçekten bak!

alıntı
yöntemin ve islâmî düşüncenin birbirinden ayrılmazlığını rasûlullah’ın hayatında, tebliğ sisteminde açık bir şekilde görebiliriz. bunun detayını sirette ve pek çok ayette de görebiliriz.

en geniş anlamı ile demokrasi bireysel özgürlüklerin ve toplumsal gerçekliğin ışığı altında fikir ve eylem hürriyeti ve bireylerin hiçbir şekilde başka sistemlerin boyunduruğunda bulunmaması hâli ve hakikatlerin çoğunluğa kurban edildiği düşünce sistemidir. buna göre demokrasinin kendisine göre kuralları, normları, haramları ve sevapları vardır. dolayısıyla demokrasi, beşerin oluşturduğu ve kaynağını ilahî sistemden almayan insan yapımı bir nizam ve sahta ilahları olan bir dindir. burada dikkat etmemiz gereken en önemli nokta cumhuriyet sistemi ile demokrasinin farklı alanlara münhasır olmasıdır. cumhuriyet devlet reisinin seçilme yöntemini halkın reyine ve reyin çokluğuna has kılan bir yöntemdir. demokrasi ise başlı başına bir nizam, hayata bakış şekli ve bireyin dünya görüşüdür. bundan dolayı demokrasi, dinin etkinlik alanını içine alarak onun hak ve salahiyetlerini tanımadan kendi hak ve salahiyetlerini oluşturur.
—/alıntı

demokrasiye “beşerin oluşturduğu ve kaynağını ilahî sistemden almayan insan yapımı bir nizam ve sahta ilahları olan bir din” demek süper bir şey lan! hani sözlük’ten baktığı tanımı almış almış almış, son cümlede iki kelimeyle kendi düşüncelerini ekleyip, çat! diye damgalamış.
ne güzel lan!
evet, demokrası insan yapımı ve insanı baz alan bir nizam. insan düşünme özgürlüğüne sahipse, kendi nizami sistemini kurmayı akıl edebilir, bu doğal bir şeydir. üzgünüm ama mevcut nizamın ilahi nizamdan daha iyi ve daha güzel bir dünya yarattığını düşünüyorum. cumhuriyet falan, bunlar laf salatası, geçiyorum tanımlarını.

alıntı
islâm ise kaynağını allah’tan alan, allah ve rasûlü’nün emirleri ile şekillenen insana var oluş gayesini açıklayan, en büyük hakikatleri ifşa eden ve adaletin yegane kaynağı olan ilahî bir nizam ve bütün beşeri dinleri reddeden ve geçerli olan tek dindir.
—/alıntı

buyrun hâlil ibrahim sofrasına! pekiyi kardeşim, sen neye inanıyorsan, senin için o. ne diyeyim? sen de haklısın kendince…

alıntı
yukarıda da belirttiğimiz gibi yapılan en büyük hatalardan biri de yöneticinin seçilme işini düzenleyen cumhuriyet ile başlı başına bir hayat nizamı olan demokrasinin bilerek karıştırılması olayıdır. bununla birlikte modern zamanlarda cumhuriyet ile demokrasi etle tırnak olmuş, demokratik cumhuriyet şeklinde kendisini geliştirmiştir.
biz cumhuriyeti yöneticinin yani emirin seçilme şekli olarak algılıyoruz. bunun islâmî düşüncedeki geçerliliği ayrı bir tartışma konusudur. fakat demokrasinin hayat nizamı olarak beşerî bir din şeklinde ortaya çıkması hadisesini görmezden gelemeyiz ve bu durumun islâmî düşünceyi nasıl tahrif ettiğini de düşünmeden edemeyiz.
—/alıntı
asdifaşlskdfşlaskdifalksdiflasd kıvırmanın dik alâsı! “biz cumhuriyete dost, demokrasiye düşmanız!” bu da islam cumhuriyeti modelinin altyapısı. demokrasi düşmanlığını açıklayan cümlelerdeki zehir yine muhteşem, “demokrasinin hayat nizamı olarak beşerî bir din şeklinde ortaya çıkması hadisesini görmezden gelemeyiz”. din olarak göstermeye devam ederseniz, bunu “ilahî” anlamda ötekileştirirseniz, görmezden gelemezsiniz zaten. işinize bu şekilde saldırmak geldiği için sahte ilahlar yaratmak ne güzel!

alıntı
ahzab 36’da ifade edilen “allah ve resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. kim allah’a ve resûlü’ne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.” ayeti ile pek çok ayette belirtilen allah ve rasûlü’ne itaatın islâm dininin esası olduğu hakikati başka şekilde düşünmeye mahal bırakmaz ve beşeri din ve ideolojileri toptan reddeden kelime-i tevhidi kalbine nakşedenleri sapıklığa düşürmez.
—/alıntı

bak bu konuda bir şey söyleyemem, okudum biliyorum. metin bu, dolayısıyla uymak mecburi. itiraz eden, şuradan buyursun :http://www.kuranikerim.com/melmalili/ahzab.htm
ha, uyanı uymayanı yargılamak bana düşmez, bu adamlara da düşmez. temel mesele de bu!

alıntı
“şüphesiz allah katında din islâm’dır. kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. kim allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki allah hesabı çok çabuk görendir. âl-i imrân 19)” ayetinde ifade edilen din olan islâm nasıl ki tek ilahî din ise diğer dinler de beşerîdir ve sapkın ideolojiler ve nizamların bütünüdür.
—/alıntı

kendini meşrulaştırmanın yolu, kendin olmayan her şeyi ötekileştirmektir. bu bir siyasettir, buna sözüm yok. yine de “sapkın ideolojiler ve nizamlar bütünüdür” demenin nefret söylemi olduğu gerçeğinin gözardı edilmemesini istiyorum. kendilerine gelince “inanmasan da saygı duy!” diyen insanlar, neden görünüşte de olsa azıcık saygı duyamıyor?

alıntı
allah ve rasûlü’ne itaat ile etme ile şekillenen islâm hem dünya hayatındaki mutlak adaletin hem de ahiret hayatındaki sonsuz mutluluğun reçetesidir. bundan dolayı, bu kritere uyan yöneticiler caizdir.
“ey iman edenler! allah’a itaat edin. peygamber’e ve sizden olan ululemre (idarecilere) de itaat edin. eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu allah’a ve resûl’e (sünete) götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. nisâ’ 59.”
yakın tarihimizde cehaletin verdiği en güzel örneklerden biri olan islâm demokrasi partisi gibi düşünce sistemi ve adı ile açıktan islâm’a hakaret eden bir garabetin ortaya çıkması, günümüzde demokrasi ile islâm’ı bağdaştırmaya çalışan bilinçli hareketten daha çok tehlikeli değildi.
bugün demokrat müslüman kavramı ile kast edilen şey putperest müslüman ile kast edilen şeyden farksız değildir. bir insan ya müslüman’dır yahut gayrimüslimdir. gayrimüslimliğin içinde bütün beşerî dinler ve ehl-i kitap olarak bilinen zümreler mevcuttur.
—/alıntı

demokrat müslüman ~= putperest müslüman!
delinin biri kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış. “bir insan ya müslüman’dır yahut gayrimüslimdir.” diyerek çok âşikar bir şeyi söylüyormuş gibi davranıyor bir de. 1 veya 0. önermeler mantığı böyle diyor, lâkin burada “bir insan ya müslüman olduğu için demokrasi karşıtı olur, ya da demokrasi adlı beşeri dini seçtiği için müslümanlıktan çıkar”dan başka bir şey söylenmiyor. biraz daha kibarca, biraz daha üstü kapalı bir şekilde…

alıntı
bütün bunları belirttikten sonra günümüzün müslüman yazar ve düşünür olarak takdim edilen şahsiyetlerine bakalım.
medyada neşvünema eden pek çok müslüman yazar demokrasi ile islâm arasında sıkışmış, bazen demokrasinin kriterlerini alan bazen islâm’ın kurallarına göre konuşan çelişkili bir konumda ömrünü tüketen bir garip taifedir.
keşke islâm’ın garipleri olsalardı. maalesef arada kalmışlığın, ezilmişliğin, çıkar yol olarak demokrasi dini ile islâm dinini birleştirmeye çalışarak tatmin olmaya çalışmanın verdiği bir geçici rahatlık içinde kitlelere kötü bir çığır açmakta ve belki iyi niyetlerle tahrifatın boyutlarını büyütmektedirler.
bugün islâm’a yapılabilecek en büyük ihanetlerden biri demokrasinin islâm’ın özünde var olduğu iftirasını atmaktır. bilerek veya bilmeyerek şirk bataklığında sürüklenen insanlar için şunu demeliyiz ki cehalet büyük şirkte mazeret olamaz.
—/alıntı

– demokrasinin islam’ın özünde olduğu yalanı bir daha söylenmeyecek!
– emredersiniz!
– demokrat olmak şirk koşmaktır!
– filiz, moda sahillerinde çılgınlar gibi şirk koşalımmı? asdflşaksidfaksifklaidfkasdf

alıntı
modern çağların müslüman yazarları özellikle de medyada yer edinenlerin pek çoğu demokrasiyi sadece bir geçici aygıt olarak gördüklerini söyleyerek onun ölçülerine göre hareket etmekte ona göre konuşup ona göre yazmakta hatta ona göre yaşamaktadır. bu aygıt onlar için zaman içinde başvurulacak yegâne ölçüt ve yegâne nizam hâline gelmiş olmasına rağmen hâlâ demokrasinin geçici bir vasıta olduğundan bahsedebilmektedirler. bu yanılgı onları kuşatmış, hayatlarının tek düsturu hâline gelmiştir. bundan kurtulmanın tek yolu geçici veya sürekli, araç veya yöntem, hedef veya hayat bütün bir fikriyatın islâmîleşmesi, bütünüyle islâm’a teslim olmasıdır. kurtuluş ancak ve ancak islâm’dadır.
ama sadece islâm’da.
—/alıntı

yazıyı bitireceğim diye göbeğim çatladı, keşke birkaç paragrafını paylaşıp sözümü söyleyip gitseydim.
evet, islam’da zor durumda kendi yüzünü göstermemek, farklıymış gibi davranmak ve araçları amaçlarına uygun şekilde kullanmak amacıyla her yola başvurmak meşrudur. ama hocamız bu araçlar tarafından değiştirilen, nefsi zayıf müslümanlar’a çok kızgın belli ki.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s