The Hobbit: An Unexpected Journey Hakkında Çok Kısa Bir Yazı

Hobbit’e gittim, iki haftadır şu ya da bu nedenden ötürü gidemiyordum – nedenler kendilerini biliyorlar aislkdf – ve spoiler yememek için hiçbir yere bakmıyor, okumuyordum.

Bundan sonrası spoiler olur, filmden beklentileri olan okumasın.

Spoiler gözünüze çarpmasın diye sembolik bir ara da yerleştirdim, vicdanım rahat artık :)
Ya ne diyeyim, nasıl diyeyim bilmiyorum. Benim için hobbit ilk kez neredeyse 12-13 yıl önce okuduğum çok güzel, çok bildik bir dünyada geçen bir çocuk masalıydı.
Bu kitabın önce üç film olarak aktarılması kafamı karıştırdı, Yüzüklerin Efendisi’nin her bir cildindeki onca olaya, anlatılması gereken onca şeye rağmen Peter Jackson 3 filmde anlatabilmişti(?). Hobbit’ten üç film üretmek ise epeyce kasarak olacak gibiydi, hah işte, kesinlikle düşündüğüm gibi olmuş!

Aksiyon sahneleri o kadar uzun, o kadar uzun, o kadar akrobatik falandı ki, kendimi bir Görevimiz Tehlike, bir James Bond filmi izlerken buldum sanki. Öte yandan yavaş olması gereken sahneler de bir iyice yavaşlatılmış gibiydi ve onlar arasındaki geçişler hiç de beklentileri karşılayabilecek gibi görünmedi bana.

Kurgusal farklılıklar olmasını elbette bekliyordum, Yüzüklerin Efendisi’ni izlerken de aynı şeyden şikayet etmiştik, bundan kaçış yok gibi. Peter Amca bildiğini okumakta ısrarcı çünkü. Bu yüzden o konuda bilgi/ipucu vermeyeceğim.

Beklentilerim düşük gittiğim için “şikayet edeceğim” de gelmedi aklıma aslında. Tek istediğim üç saatliğine Orta Dünya’da nefes alabilmekti yeniden, aldım, harika da oldu, inkâr edecek değilim. Ama yine de sonuç değişmedi, şikayet etmeyi başarabildim. Çok da üzgünüm bu yüzden…

Devamını da izleyeceğim bu serinin, hatta dvd’sini falan alıp eve koyacağım daha önce yaptığım gibi. Ama dönüp de tekrar izleyeceğim konusunda şüpheliyim, tekrar tekrar izlenebilecek bir eser çıkmamış çünkü ortaya. Sadece Orta Dünya’ya duyduğum sevgi ve bağlılığı sömürmüş olacak Peter Jackson.

Hayalimdeki resim bambaşkaydı.

Politiki Kouzina

istanbul doğumlu yönetmenin kendi hayatından yola çıkarak anlattığı, kurguda epeyce aksaklık olsa da istanbul’u müthiş betimleyen ve izledikçe ağlatan, ağladıkça izleten film.
keşke işin politik boyutuna biraz daha dokunsalar, 6 7 eylül olaylarından da biraz bahsetseler diye düşünüyor yine de izleyici filmin sonunda.
zira konusu itibariyle politik olmaya çok daha fazla müsaitmiş izlenimi veriyor.

— spoiler —

kurguda kaçılan kolaylıklar listesi :

dede bürokratın oğluna büyüyünce ne olacağını sorar, oğlan doktor der babası asker. dede “askeri doktor olursun sen de!” der ve çocuk askeri doktor olur.

dede astronomiyi gastronomiden türetir, torun iyi yemek yapan bir astronom oluverir.

dede hastadır, ölmek üzeredir. torun onu ziyaret etmek için istanbul’a gelir. ama ne annesi vardır, ne de babası. onlar öldüyse, dede niye onların cenazesine gelmemiştir? eğer ölmedilerse dede ölüm döşeğindeyken niye gelmezler?

— spoiler —